Üniversitede Sistematik Mobbing Nedeniyle 50.000 TL Manevi Tazminata Hükmedildi
Karar Bilgileri
Bu davada, davacının üniversite bünyesinde maruz kaldığını ileri sürdüğü sistematik yıldırma, itibarsızlaştırma ve baskı uygulamaları nedeniyle açtığı manevi tazminat davası kısmen kabul edilmiş; mahkeme 100.000 TL’lik talebin 50.000 TL’lik kısmı yönünden davayı kabul ederek davacı lehine manevi tazminata hükmetmiştir. Kararda, yaklaşık bir buçuk yıllık süreçte davacı hakkında çok sayıda disiplin soruşturması başlatıldığı, bunların önemli bölümünün daha sonra yargı kararıyla iptal edildiği ve ayrıca TÜBİTAK projesine ilişkin e-imza sürecinin de hukuka aykırı şekilde engellendiği özellikle vurgulanmıştır.
Mahkeme, her idari anlaşmazlığın veya her olumsuz iş ilişkisinin mobbing sayılmayacağını açıkça belirtmiş; psikolojik tacizden söz edilebilmesi için hukuka aykırı işlem ve uygulamaların belirli bir süre boyunca, yıldırma ve dışlama saikiyle, tekrar eder biçimde sürdürülmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Somut olayda ise, tek tek değerlendirilen dava ve soruşturma süreçlerinin bir bütün olarak davacı üzerinde elem ve üzüntü yaratan ağır bir hizmet kusuruna dönüştüğü kabul edilmiştir.
Bu karar, üniversite personeline karşı yürütülen disiplin ve idari süreçlerin keyfi, tekrarlayan ve yıpratıcı şekilde kullanılmasının yalnızca işlem iptaliyle değil, uygun şartlarda manevi tazminatla da sonuçlanabileceğini göstermektedir. Özellikle birden çok hukuka aykırı işlem, projelerin engellenmesi, başvuruların sürüncemede bırakılması ve art arda soruşturmalar gibi tablo oluşturan durumlarda, idarenin ağır hizmet kusuru bakımından sorumluluğu gündeme gelebilmektedir.
Üniversite ya da kamu kurumu bünyesinde sistematik baskı, yıldırma ve itibarsızlaştırma uygulamalarına maruz kaldığınızı düşünüyorsanız, mobbing ve manevi tazminat boyutunu birlikte değerlendirebiliriz.